20 Aralık 2008 Cumartesi

Not-İst ya da farkedilens çeptır 2!

Antenleri sürekli açık olarak etrafta dolaşmak çok ama çok kötü! O kadar vahim durumdayım ki benim bir üst modelim beyin okuyan insan modeli olmalı. Ee haliyle farkettiklerim de bitmek bilmiyor sayın seyirciler!

Bu aralar yakın çevremde öyle şeyler farkediyorum ki söylesem başıma dert olacak. Zira tepki direk inkar. Ayrıca savunma mekanizmasının nadide ancak bir o kadar da banal bir ifadesi olarak dedikoducu, müfteri damgasını da alnıma yapıştıracaklar şaak diye. O halde kendimizii yemeye devammm evladımmm! Nasılsa tek kişinin kendi kendine söylediği dedikodu değildir! Bunu da tarihe not düşüyorum belki ilerde özlü söz olur.

Neyse efenim konuyu değiştirelim, canları sıkmayalım, sevelim sevlilelim..
~~~~
Kıvanç Tatlıtuğ ile Meltem Cumbul sevip sevilmişler mesela. Hangisine üzüleceğimi bilemedim.. Evet küstah olduğum kadar zevk sahibiyimdir de. Kusura bakmayın ama olmamış!
~~~~
Bloglarımda hiç görsellik olmadığını farkettim. Önemli olan dış güzelliği değil iç güzelliği ama değil mi? Bknz: Meltem Cumbul-Kıvanç Tatlıtuğ
~~~~
25 yaşımdan sonraki her yaşımda -ki daha 1 senesi geçti- 30 yaşındaymışım gibi hissediyorum. 30 yaşıma geldiğimde hiç bunalıma girmeyeceğim, ne de olsa 5 senedir 30'um değil mi ayol?! (Bu içsel avunumu bana kazandıran Nian ablamı da buradan selamları gönderiyorum, şu an bizi izliyor)
~~~~
Tin-min tinimini hanımkızlarımızın Ugg giyebilmek için bacak, mekan, estetik, uyum, gözleri kör etme ihtimali göz etmeden mini kot etek giydiklerini gözlemliyorum. Unutmayalım gençler; tombiş bacaklar yanında erik dalı tadında çıta bacaklar da bünyeye zarar. Böyle yapmayalım, halkımızın ruh sağlığını da düşünelim biraz lütfen!
~~~~
A.R.O.G.'a gülmediğim için zeka seviyemi tahlil ederken buldum kendimi. İnce esprileri anlayamamışım demek. Çok ayıp bana. İnce olan herşeye bu kadar da tepki koyulmaz ki canım!
~~~~
İsmi Suzan olanlar neden hep kokoş oluyor? Adın verdiği bir süs püs mü yapışıyor bu hanımlara doğuştan?
~~~~
İnsanlar özellikle bayanlar 50 Cent'in şarkılarına hoplaya zıplaya, gülerek ve kıvrımlı hareketlerle eşlik ediyorlar. Ne dediğini anlamama ihtimallerini sevmek istiyorum mümkünse! Zira i'm the madıfakin piayempi diyen bir adamdan koşarak kaçmak gerek.
~~~~~
Pınar Altuğ hamilelikten şişmanladıkça göğüsleri de doğru orantılı olarak küçülüyor mu ne?
~~~~
Maç var. Genel izleyiciye hitap etmeyecek şekilde olumsuz davranış içeren tezahürat yapasım var. Ama edebimle oturuyor ve "Remzin kartallar gibi manileri yen aş, layıktır bu vasıflar sana ey şanlı Beşiktaş" diyerek kaçıyorum..

Öperins!

17 Aralık 2008 Çarşamba

Bir Aralık sabahı ayazla uyandın mı hiç?

Son günlerde farkettim ki sürekli bıdırdıyorum. "Aman tatil bitti" "Off çok soğuk" "Yatmayacağım uykum yok" "Uyanmak istemiyorum biraz daha uyku" "Pof televizyonda izleyecek bişey kalmadı" "Yaaa akşama ne pişirsem" "üşüyorum o kalde varım" vesair vesair..
Yaş itibariyle menepoza giremeyeceğime göre(istisnalar kaideyi pekala bozmaz)nedir kuzum bendeki bu çemkirici güç?

Mirkelam kıvamında "Mutlu olmak istiyorummm". Ve hatta yaza yaklaşan günlerde klasik cici kız feybuk iletisi modumda "sıkıldım sıkıldım uçmak istiyorumm"..

Hazır lafı açılmış ve çemkirme modumdayken biraz çemkireyim bari. Yahu feysbukta ingilizce-fransızca-italyanca(ki ben bildiğimi göstermek için yazarım ara sıra *-*)- urduca yazmayı anlıyorum da; isimleri gayet Türkçe olan bir kısım arkadaş grubunun ingilizce iletiye ingilizce cevap vermesi ve geyiğin bu şekilde devam etmesi de nesi? Komik misiniz? Gülseydim komik olurlardı ama sinirlendiğime göre olsa olsa şapşal bunlar! Ayh!

Bu arada Mirkelam demişken yeni klip çekmiş yavrucağız veya ben yeni görüyorum. Bıyık bırakmış bırakamayasıca. Cian'ı bıyıksızlıktan yeni vazgeçirdim ki bir baktım o dudak üstü kıl yeniden meşhur olmuş. Vay anasını sayın seyirciler!

Tam blog yazarken araya o kadar iş girdi ki yazasım kaçtı!
Öperins! :/

15 Aralık 2008 Pazartesi

Pazartesi değil iş sendromu-bendromu-ondromu!

Bayram bitti işe/okula/kreşe(?) döndük! Ya da biz öyle sanıyoruz.

Sabah uyanamadım.
Ne yiyeceğimi bulamadım.
Ne giyeceğimi bulamadım.
Dolmuş beklemeyi unuttuğumu farkettim.
Dolmuş neydi onu bile unuttum.
Dolmuşta kendimi unuttum.
İşe geldim.
İşlere baktım, baktım, baktım..
Gözümü kaçırdım.
Uykumu kaçıramadım.
Öğle yemeği vaktinin geldiğini bile anlamadım.
Yemeğimi geç yedim.
Masama güç döndüm.
Bıraksam kendimi masanın üzerinde uyuyakalıcam!
Soğuktan donmak üzereyim,
Uyku tatlı geliyor,
Ama öldüğümün farkında değilim.
İğrencim!
Nihhahahahahay!

Öperins!

notcuk: FeysBUKUNDA not olarak yazdığım bu yazıyı Delürapunzele ithafen buraya aktardım!Saygılarımla, arz ederim.

Bayram seni öldü-rü-rüm!

Eveeet bayram tatilinin en güzel yerinin başlangıcı olduğunu bir kez daha anlamış bulunuyoruz! Her bayramda olduğu gibi Ankara sınırlarında olmak bünyeye derin zararlar verdiğinden tatilin başlamasını müteakip kentimizden koşarak uzaklaştık..
İki kişi olduğumuzdan beri seyehatlere tek çanta götürmemizin verdiği korku mu yoksa mangodan yeni aldığım cicilerimi giyme hevesi midir bilinmez valizde (nedense bavul yerine hep valiz demeyi tercih etmişimdir) 3 kısa kollu t-shirt ve bir kalın hırka ile bayrama el öpmeye gittim!Kurban bayramının sağı solu belli olmuyor ayol! Yoksa soğukların Aralık'la alakası yok. Kanların üzerine yağan karlar benim de üzerime yağdı doğal olarak.. Velhasıl kelam bayrama dair hatırladığım son şey soğuk ve akabinde gelen derin bir uyku..
~~~~~~~~~~~
Uyandığımda et yemekten şişmiş diş etleri, tatlı yemekten şişmiş göbekle evmin kanepesinde yatıyordum. Vejeteryan olma kararlılığıyla televizyonu açtım. O da nesi? En sevdiğim cnbce dizisi; sarı fonuyla Sideorderoflife! Şişko ve hebele hübele amerikalılar tarafından beğenilmemiş oalcak ki son bölümü ile karşımda. Aman dur böyle bitemez derken, mutlu sonla bitti de neşem yerine geldi!
~~~~~~~~~~
Ama neşe bu! Geldiği gibi gitmesini de iyi bilir! Hani pazarları seviyordun Alle? Hani Pazartesi sendromun yoktu senin? Aldığımız çam ağacını kurmak ve süslemek, hatta rengarenk ışıklarını çipil çipil yakmak bile kar etmediyse, uykusuz bir gece ve akabinde 7.30'da bana yalan söyledilerle uyanmak şok edici olmamalı! Olmadı da! Ertesi günü düşünmeyeceğim diye ne giyeceğini de düşünmemek sabahları ballı kaymak oluyor! Ama ben ballı kaymak yemem rejimdeyim.
~~~~~~~~~~
Şimdi tembellik etme vakti değil! Vakit değişim vakti! Nerde benim siyah kalemim? Kendime yeni bir BEN lazım!!!!
Öperins!

5 Aralık 2008 Cuma

Deneme 32-33-34!

İnsanın muhabettinde hoşlanmadığı birini dinliyormuş gibi yapıp laptop kapağının arkasından blog yazabilitesi nedir onu deniyorum şimdi.

Muhatabım benden epey büyük bir bey. Aslında severim kendisini ancak muhabbeti çok ama çok baygın. Anlatıyor, anlatıyor, anlatıyor... Kafa salıyorum, bazen alakasız yerlerde hıhım diyorum. Hımmm, hıı, hmmm... Anlıyorum. Alla alla! Cümlenin sonunu yakalayıp tag question yapıyorum tüm sevimliliğimle..

Ah işte sonunda boşa düştüm. Efendim anlamadım dedim!

Fonda da Personal Jesus çalıyor, kadayıfın üstüne kaymak oldu yeminLEN! Dinleme konsantrasyonu sıfır!

Öhöm. "Yaaa o da ilginçmiş".
Topladım!!

Susuyoruz.

Ve evetttt! Kendi işleriyle ilgilenmeye başladı! Yihhu!

Başardım. Yazdım!


Şimdi de bu kiloyla Audrey Hepburn kadar güzel ve asil olmaya çalışayım.

Hadi bakalım!

Öperins!

4 Aralık 2008 Perşembe

Aramızda casus mu var??

Türk sinema çevirmenlerine özel bir ilgim, alakam ve hatta hayranlığım var. Tamam hayatımda hiç ingilizce hazırlık okumamış olabilirim ama bu film izlerken alt yazıyı okuyup duyduklarımla karşılaştırmama engel değil elbet. Artık bilinen "kahretsin adamım" "lanet olası" ve türevleri gibi çevirilerin yanında öyle alakasız şeyler yazıyorlar ki ingilizce bildiğime şükrediyorum doğrusu. Ama benim asıl alakamı cezbeden çeviriler film isimleri.. Hoş İtalyanlar da bu konuda bizden geri değil. Hele ki Eternal Sunshine Spotless Mind'ı "Beni terkedersen seni çızarım!!!" vari bir çevirmeyle halka sunduklarını düşünürsek..Her ne ise efenim, bizim çevirmenler bu işi öyle bir yapıyorlar ki yıllar önce Robert de Niro ve Edward Norton'un The Score adlı filmlerini Komplo diye çevirip film hakkında öyle bir ipucu vermişlerdi ki tadından yiyememiştik doğrusu..Bu sefer ise tamamen filmden alaksız "hani sizin zeka seviyeniz düşük ya, 'okuduktan sonra yak' diye çevirsek anlamazsınız " düşüncesiyle üzerinde çalışılmış Aramızda Casus Var adıyla karşı karşıyaydık. Açıkçası oyunculara ve yönetmen(ler)e bakmasam aptal bir Amerikan komedisi sanabilirdim filmin adından. Ancak John Malkovich adını görmem bile film için bana büyük referans oldu..Ama ben size referans olmam. Çok beğendim o ayrı. Gerek Amerikan halkının zaaflarıyla (estetik merakı, yapmacık tv programları, kurulan korku cumhuriyeti, Cia'in işlerinin "hukukiliği", spor düşkünlüğü vs.vs.) gerekse oyunculukların mükemmeliği ile mutlaka izlenmesi gereken bir film. Hem Brad Pitt'i ve George Clooney'i bir daha böyle bir rolde görür müsünüz bilmem.. Çok çeliştim kendimle biliyorum, sonuç olarak bu filmi izlemeden önce bir Coen Kardeşler filmi izlediyseniz onu sevip sevmediğinize göre karar verin derim ben!

Yine film eleştirisi yaptım farkındayım ama ben sinema eleştirmeni değil sinema ismi çevirmeni olmak istiyorum!! Var mıdır eş dost tanıdık??
Öperins!

1 Aralık 2008 Pazartesi

Not-ist! Ya da farkedilens!

< Orkestral şarkıları sevdiğimii,
>Ananemin 70 yaşında olduğunu,(içim ürperdi)
< Dolmuşçuların yeşil ışığın yanması hususunda önsezilerinin olduğunu,
> Aslında iyi yemek yapamadığımı,
< En çok güldüğümüz şeylerin "ortak farkındalıklarımız" olduğunu..
> Hoş kal demenin hoşçakal demekten daha kuvvetli anlam ifade ettiğini,
<30 yaşın dünyanın sonu olmadığını,
< Biraz zorlarsam Nosrtadamus'a taş çıkaratcağımı, (ama çalışmam gerek) FARKETTİM. Aferim bana iyi ettim. Hoş kalın. Öperins.