09 Şubat 2010 Salı

uçtu uçtu

yanda gördüğünüz bilenk benim bilenkim.

ama bildiğiniz bileklerden değil kendisi..
13 senedir içinde bir 0,5 uç muhteva ediyor.
lise ikide-belki de daha önce- bileğime giren 0,5 tombo'yu o zaman çıkarmaya çalışmış ama becerememiştim.
her zamanki umursamazlığımla olayın üstüne düşmeyince, uç da yeni yuvasını sevmiş olacak iyice yer edindi bileğimde.
ve zamanla hareket etmeye başladı.
13 senede yaklaşık 2cm yol kat etmiş durumda.
bu hızla giderse ve ilerleme yönü de hesaba katıldığında ağzımdan çıkma ihtimali yok, rahat edebilirim!
hadi bir de öpeyim yeri gelmişken..

03 Şubat 2010 Çarşamba

toyo-toyota

ben vega'yı çok severim,
grup olanını..
street fighterdakinden, hele ki paz vega'dan hiç haz etmem ama..
sene bi milyon, ben italya'da zavallı bir erasmus öğrencisiyken cihancım beni ziyarete gelmiş, hatıra olarak da vega'nın kasetini bırakmıştı.
kaset teknolojisi dahası walkman teknolojisinin hüküm sürdüğü yıllardan bahsediyorum, o kadar eski..
ya da benim teknolojim eski, fark eder mi?
neyse avrupailiğimin bir tezahürü olarak atlıyorum bisiklete, takıyorum walkmani, vuryorum kırbacı vuruyorum kırbacıı..
vega serzenişte diyor, vatan hasretim kabarıyor oynak ezgilerde.
ankara diyor, tunalı diyor kim bilir belki ağlıyorum.
yalansan yalanı severim diyor, yalnız(ca) ben yüzlerce sen diyor garantili ağlıyorum.
basıyorum pedala basıyorum pedala..
bologna'dan çıkıyorum ankara'ya varıyorum..

bunlara rağmen özlüyorum o günleri, vegayı da özlüyorum çokça..
ve ben son günlerde ağzımdaki ezginin toyo-toyota, toyoo toyoto olmasını buna bağlıyorum..
öperins!

01 Şubat 2010 Pazartesi

pixeller, sinyaller..

böyle asabi göründüğüme bakmayın aslında şeker gibiyim.
aahaha bakın aslında, asabiyimdir ben.
bu fotoda neden böyle bir eli maşalı pozu verdim anlamlandıramıyorum.
her ne ise konumuz benim ruh halim değil hersheyler'den aldığım pixelller.
aslında ikisini böyle kullanırım diye düşünmemiştim ama spontane olarak böyle şekil aldılar,
ben de bozmadım havalarını..
ayrıca bu fotoyu çekerken göbeğimi de çekeyim de millet "melek yavru"mu görsün demiştim ama gerek çerçevenin darlığı gerek ayfondan çekim güçlüğü gerekse dar elbise içinde sıkışan göbecik sonucu bir şey anlaşılmadı, bir dahaki sefere artık.
kahküllerimi de soul kitchen izledikten sonra kestirdim.
dalgalı saçlarımın sorumluluğunda zaman zaman beni çıldırtsalar da seviyor gibiyim kerataları.
biraz uzanıp alnıma doğru yattıklarında daha da seviş olacağız.

bu arada şekerim parem banyosucuğum sonunda tükanı açtı.
http://nesterens.blogspot.com/ bu da adresi.
pasajının ilk müşterisi oldum, parayı çerçeveletip bereket duasıyla birlikte duvarına asacak..
tv sinyali yüzük artık benim..
artık onu çekme vesilesiyle göbeğimden bir enstantaaane de koyarım buraya.
siz de çok merak ediyordunuz, eminim(!)
ee bekleyin o zaman.
öperins!

27 Ocak 2010 Çarşamba

yorumLUyorum

eser: baksana talihe
söz: fikret şeneş
müzik: iran halk şarkısı (ya ya)
icracı: ajda pekkan&göksel
şarkı sözü: baksana talihe mal verir kimine, seni vermiş benim gibi birine.
yorum: sen bir malsın.

öperins!

22 Ocak 2010 Cuma



sevgili günce, bugün tam 20 haftalık hamileyim ve inan daha bir kişi bile bana otobüs/dolmuşta yer vermedi. hani ön koltuklar bana aitti. hani gönlümce oturabilecektim? illa 65 yaşımı beklemem mi gerekiyor yani?! kış hamilesi olmanın dezavantajı bu sanırım; palto içinden belli olmayan göbek/bebek akabinde ağrıyan bilek.

ayrıca benim dolmuş dediğim toplu taşıma aracına istanbulluların başka bir anlam yüklemesi ne garip değil mi? oysa biz ankarada dolsa da dolmuş diyoruz dolmasa da. uysa da koymuşuz uymasa da.. ismini...

şu sıralar karnımda meydana gelen çok güzel hareketlerin gaz olmadığını öğrendiğim iyi oldu. toplum içinde hareketlenen karnın endişesini anca akşam yemeğinde kuru fasulye yiyip gece yolculuğuna çıkanlar anlar.

gaz dedim de aklıma geldi, tüm ülkeyi etkisi altına aldığı bütün haberlerde bağıra bağıra söylenen soğuk hava dalgası ve kar ankara'yı adam yerine koymuyor sanırım. kaç haftadır ha bugün ha yarın diye diye kar bekliyoruz ama ne gelen var ne giden. ayrıca haberlerde tüm ülke donuyor diyerek hababam istanbul'u göstermesi de neden ankara'da inatla güneş açtığını açıklıyor sanırım.

hepiniza donsuz günler diler, öperins!

5 dakika sonra gelen edit: ahahahah camdan baktım kar yağıyor, bugün biri bana yer verecek desene!!

20 Ocak 2010 Çarşamba

poirot, puaro diye okunur!

vakti zamanında trt'de katil kim adında bir reality yarışma vardı.

programı nuran devres sunardı ki kendisi kara melek, melekler adası gibi ultra fantastiş dizilerin de senaristidir.
bu program çok tutmayıp da yayından kalkınca, nuran devres türk halkının çözümlemeli şeylerden hoşlanmadığı, katil bulmak gibi beynini yoran bir eyleme itibar etmediği tarzında bir beyanatta bulunmuştu.
kısaca kafasını çalıştırmaya üşenen insan topluluğu olarak nitelemişti tv izleyicisini.
halt etmiş!!
dün akşam annem, babam ve ben oturmuş havadan sudan konuşup tv izlerken bir ara bir sessizlik oldu.
sonra annem birden şu sözleri söyledi "yok o adam katil olamaz, işimi bitirdim namaza gittim dedi evet söylediği saat namaz vaktiyle tutuyor"
durumu idrak etmem tabi ki mümkün değil.
ancak annemin gri hücerelerinin hızla çalışması sonucu kurduğu bir kaç cümle sonucu neden bahsettiğini anlayabildim.
yıllarca seyrettiğimiz programlar yüzünden bizimle -aşağılamayla karışık- alay eden babamın bile ilgiyle takip ettiği "müga anlı ile katil peşinde" programından bahsediyormuş meğerse kadıncağız.
artık ne denli kafasına taktı, nasıl bir görev bilinciyle hareket ettiyse boş zamanlarında bile katili aramakla meşgul olan annemin buı davranışı karşısında kendimi okyanuslara atasım geldi ama işte coğrafi imkansızlıklar...
sabah evden geç çıktığım zamanlarda müge anlı'ya denk geliyorum.
bir poirot hayranı olarak katil bulma eylemi her zaman hoşuma gitmiştir.
ancak müge anlı'nın programı ciddi sorunlar içeriyor.
masumiyet ilkesi hiçe sayılarak imalı da olsa ithamlarda bulunulup, yargısız infazlar yapılıyor.
herkes bir dedektif misali sorular soruyor, çıkarımlar yapıyor..
dava sürecinde birbirinin ifadesini duymaması gereken tanıklar, herkesin önünde gördüklerini anlatıyor..
dün gördüm bir tahta almışlar board markerla ifadeleri yazıyorlar, karşılaştırmalı olarak..
korkum o ki bir gün katillerden biri tvde programı izlerken hırsını alamayıp gidip birini öldürecek, ben de bu yazının sonunu bağlayamadan huzurunuzdan ayrılacağım o olacak.
öperins!

19 Ocak 2010 Salı

havale



bazen diyorum ki; giyeyim cübbemi, oturayım masama, çektireyim bir fotoğraf, profil fotoğrafım o olsun çeşitli ortamalarda. ancak yüksek ateş zamanlarımda diyorum bunu. zira kendimde olduğum zamnlarda kendimi mesleğimle bütünleştirip, ona indirgemeyecek kadar aklım başımda. ama bunu yapan insanlar var ya, ben ona yanıyorum. beni anlamadınız ya şimdi, ona da yanıyor olabililirim. o zaman ben cübbemi giyeyim de bir fotoğraf çektireyim. öperins!