tunus'ta yaşayan bir arkadaşıma; "tunus kokuyor mu? bana böyle ağır bir kokusu var gibi geliyor" dediğimde çok şaşırmıştı.
şehrin kokusu mu olur diye değil, tarif ettiğim kokuyu tunus'a ilk geldiğinde, uçaktan iner inmez farkettiği için.
kokulara karşı inanılmaz bir hassasiyetim var.
koku hafızası diye birşey varsa eğer, ben de full çekiyor.
elime aldığım şeyi direk burnuma götürürüm.
kokusuna göre değerlendiriyorum her şeyi ben; nesneleri, kıyafetleri ve hatta ülkeleri..
hindistan da aynı şekilde mesela.
ülkeyi düşününce burnumun ucuna öyle bir koku geliyor ki hayatta adım atmayacağım cinsten.
kokusal önsezilerimden de aldığım yetkiye dayanarak kafamda bir hindu kokusu yarattım.
bu koku eşliğinde dün sinema salonundaki yerimi aldım.
slumdog millionaire'i izlemek için epey geç kaldığım malum.
film hakkında "çok şahane, müthiş, başyapıt" eleştirilerinin haricinde bir şey okumadım.
belli olmuyor bizim millete, çattadanak yazıveriyor uyarı falan yapmaksızın, filmin en can alıcı yerini.
"abartmışlar, o kadar da güzel değil" eleştirilerini ise her sevilen filmi eleştirenleri eleştirme potansiylimle defettim.

yengeç burcuna has tüm anaçlığımla kucaklamıştım zaten film başlamadan, danny boyle ve slumdog millionaire'i..
film
o saya ile başladı ve tabi küçük çocuklarla..
sinema tarihinde küçük çocukların başrolde olduğu ve harikalar yarattığı çoğu film başarılı olmuş ve oscar kazanmıştır.
italyanlar iyi yapar bu işi; bisiklet hırsızları, cinema paradiso, la vita é bella'da yaptıkları gibi..
danny boyle da güzel yapmış; zira seçtiği çocukların yetenekleri ve sevimlilikleri karşısında tüm kirliliklerine rağmen bünyenizde onları pis yanaklarından öpme hissi uyanmaması olası değil..
filmin başlangıcından itibaren bitmek bilmeyen ritmine cuk oturan şarkılara, zaman zaman tek omzumu öne arkaya sallamak suretiyle eşlik etmeden duramadım..
fimde olan bazı mantıksızlıklara da göz yumdum, anaç tavırla gittik bi kere..
yoksa hangi ülkede kim 500 milyar ister canlı yayınlanıyor ki aa dostlar..
olsun ben danny boyle'u severim.
trainspotting'e kim laf söyleyebilir zaten.
sonunda uyuyakalsam da the beach'i de beğenmiştim ben.
danny boyle yapar işte!
neyse çok uzatmışım, kesiyorum artık.
biraz daha uzatırsam hint danslarının etnik kökenine ineceğim..
son sözüm şu ki; slumdog millionaire oscar'ı bileğinin hakkıyla almış, helali hoş olsun.
düğmecilere de benden selam olsun..
namaste!
öperins!