13 Ocak 2010 Çarşamba

a.f.'ye

"Ne var ki hayat, biz planlarımızı yaparken peşimiz sıra sessizce gelip, o pek süslü pek fiyakalı planlarımıza Miki kulakları, vampir dişleri, pos bıyıklar çizen yaramaz mı yaramaz bir çocuk"*

söyle bakalım, sen misin bahardaki amsterdam planlarımızı tavşan kıza, yaz londrasını hitler bıyığına çeviren yaramaz?

*siyah süt shf 181

11 Ocak 2010 Pazartesi

istasyon cafe

aslında topluluk içinde yazı yazmak pek alışkın olduğum bir durum değil.
daha önce 2 başarısız toplu blog girişimim sonrası tövbe etmeye yeltenmek üzereydim ki delirapunzel'den yeni bir oluşum için teklif geldi.
ani bir karar değişikliğiyle teklife direk atladım.
başarabilecek miyim zaman gösterecek..
neticeten yazılarımla istasyon cafe'den de bildireceğim bundan sonra.
beklerim(z)!
öperins!

9 Ocak 2010 Cumartesi

karakolda ayna var, dt'de bilet yok!



nasıl bir oyun, ne gibi bir büyüsü var bilemiyorum ama 3000 gündür biletleri satışa çıktığı an bitiyor!

artık özel davetiye mi bulurum, 15 gün önceden pusuya mı yatarım bilinmez ama inat ettim gideceğim!

6 Ocak 2010 Çarşamba

açık adres

biliyorum çoğuınuz bu şarkıya bayıldınız.
herkes seviyor diye ben sevmemeliyim gibi bir tavrım olmadı hiç ama bu şarkıya cidden ısınamadım.
mfö'nün kafiye olsun diye değil açıklamasına nispeten bu şarkı içinde gereksiz kullanılmış "tören-yören" kelimeleri acayip kulağımı tırmalıyor.
nedir yani, ağa dizisine dizi müziği mi yapıyoruz.
ayrıca şarkının bir bölümünü ısrarla "bu mudur aletin" diye anlamamdan da şarkıya karşı ne kadar sevimli yaklaştığımı anlayacaksınız.
sertab erener'in ilk albümleri havasını bulmuş çoğu kimse, ben bulamadım.
çok- nasıl diyeyim- zorlama gibi geldi.
bu arada soner sarıkabadayı ile ilgili bir kaç şey yazayım derken, bu şarkının onun olduğunu öğrenmem de ilginç oldu.
çocukcağız güzel şarkılar yapıyor ancak kendisinin "buz" şarkısı bi acayip.
benim adım korken? nays tu mit yu.
işte öyle yaĞniiĞ!
öperins!

hamiş: soner sarıkabadayı'nın şarkılarına baktım da gerçekten müthişlermiş yahu. la fontaine, sallana sallana, mantık evliliği, anladın sen onu! bayıling?!?

4 Ocak 2010 Pazartesi

at çöpe

ben bunu film diye çekenin gözlerinden öperim.
"gözümden öpme ayrılıktır" derse de, ha şunu bileydin derim.

2bin10



tatillerde tarih mefhumum olmadığından, işe başlama tarihim yani bugünü 2010'un ilk günü olarak kabul ediyorum. zaten ben kabul etmesem de bünyem o şekilde değerlendirmiş bulunmakta. bu sebeple biraz sonra yazacaklarım 2010'un ilk izlenimleri.

aslında sabah beklediğimin aksine güzel kalktım. ancak dakikalar bile geçmemişken birden tatil sonrası pazartesi sendromu ruhumu ele geçirdi. sinirlendim. abuk sabuk hareketler eşliğinde kalp kırdım. empati yaptığımda ne kadar manasız davrandığımın ve bir salak gibi göründüğümün ancak şimdi farkına varıyorum. ama o zaman - her zamanki gibi- haklıydım. akabinde dank sesi ve pişmanlık bulutuyla dilenen özür ve mutlu son.

evde böylesine sıcak gelişmeler yaşadığımdan olsa gerek, dışarı çıkmamla donmam bir oldu. arabaların üzerindeki karların nerden gelmiş olabileceğini düşündüm bir süre. zira yerdeki tek beyazlık uçuşan poşetlerdi. rakımın yükselmesi de karın kaynağını keşfetmeme yeterli olmadı.

otuziki saat bekledikten sonra gelen dolmuşa binmemin bir sonucu işe yarım saat geç kaldım. allahtan patron ters tarafından kalkmamış benim gibi. bir kaç telefon görüşmesi yaptım sonuç olumlu sevindim. bugün son günü olan bir dilekçem var ama müvekkil belgeleri hala getirmediğinden yetiştiebilecek miyim stresinden başka elimden bir şey gelmiyor. üstüne üstlük bir de çok ama çok saçma bir işim var.

saat 12.00. bu ana kadar 2010 iyi ki gelmiş diyeceğim bir heyecan yaşamadım. artık önümüzdeki günlere bakacağız. öperins!

görseliyet